1930’ların sert havasında, gaddar Bayan Hannigan’ın yönettiği kasvetli bir yetimhanede yaşayan küçük Annie’nin tek hayali oradan kurtulmaktır. Şans yüzüne güler ve zengin iş insanı Oliver Warbucks’ın görkemli malikanesinde birkaç gün geçirmek üzere seçilir. Annie kısa sürede evdeki herkesin kalbini kazanır, soğuk görünen Warbucks’ın da buzlarını eritir. Warbucks, onun kayıp ailesini bulmak için ödül vadeder. Ancak fırsat kollayan Bayan Hannigan ve sinsi kardeşi Rooster, ödülü kapmak için sahte bir aile planıyla ortaya çıkar ve işler tehlikeli bir yöne kayar. Film, umut ve aidiyet duygusunu basit ama etkili bir dille anlatıyor. Annie’nin neşesi ile Warbucks’ın dönüşümü arasındaki kimya sıcak ve inandırıcı. Hannigan’ın sertliği dozunda karikatürize, bu da hikâyeye hafif bir mizah katıyor. Ritmi yer yer sakinlese de 1930’lar atmosferi, büyük evin ışığı ve küçük ayrıntılar duyguyu taşımaya yetiyor. Son bölümde yükselen gerilim ve tatlı bir kapanış, ailece izlenesi bir klasik hissi bırakıyor.
Yeniler Popüler Eskiler