Cihangir ve Hakan, babalarından kalan küçük büfede günü kurtarmaya çalışan iki kardeş. Düzenli müşterilerinden biri, yasadışı kumar hasılatını taşıyan bir kurye. Bir gece işler sarpa sarar; mafyanın adamı arka depoda cansız kalınca rutinleri bir anda paramparça olur. Panik, merak ve fırsat duygusu birbirine karışır. Kardeşler cesedi denize atmaya, çantadaki parayı da alıkoymaya karar verince İstanbul’un gece sokakları onların hem sığınağı hem de tuzağına dönüşür. Buradan sonra film, ikilinin vicdan ile korku arasındaki ince çizgide nasıl savrulduğunu sıkı bir tempo ve kara mizahın dokunuşlarıyla takip ediyor. Diyaloglar gündelik, karakterler sıcak; ikna edici oyunculuklar sayesinde hata yapan bu iki adamı kolayca sahipleniyoruz. El kamerası tadındaki dar mekanlar ve yağmurla parlayan kaldırımlar gerilimi diri tutuyor. Hikaye, kolay para mitinin gerçek bedelini küçük ama etkili bir suç öyküsü olarak anlatırken sürprizleri de cimri kullanmıyor. Finali söylemeyeyim; ama son sahneler sonrası nefesinizi kontrol ettiğinizi fark edebilirsiniz.
Yeniler Popüler Eskiler