The Mill, bilmediği bir yerde gözlerini açan bir adamın kabusla flört eden yolculuğunu anlatıyor. Başarılı bir iş insanı, açık hava hücresinin tam ortasında, gıcırdayan eski bir değirmenin yanında uyanıyor. Ne zaman, nasıl ve neden orada olduğuna dair tek bir ipucu yok. İtaate zorlanan adam, tıpkı bir makinenin dişlisi gibi çalıştırılıyor; durduğunda cezalandırılıyor, konuştukça yalnızlaşıyor. Hayatta kalmak için hem bedenini hem aklını koruması, değirmenin ritmini kıracak bir çıkış bulması gerekiyor. Film, gerilimle psikolojik dramı sade bir dille harmanlıyor. Mekanın tekinsizliği ve zaman algısının eriyişi, kurumsal dünyaya yönelik sert bir taşlamaya dönüşüyor. Karakterin çaresizliği büyürken, umut küçük detaylarda kıpırdıyor. Minimal diyalog, ritmik ses tasarımı ve değirmenin ezici sembolü öne çıkıyor. Kısa ama etkili; diken üstünde tutan, finalinde de konuşulacak türden bir hayatta kalma hikayesi.
Yeniler Popüler Eskiler